En Son Yayınlananlar:

Animasyon


Ostrov / Island


Yapım: 1973
Tür: Animasyon, Kısa Film
Yönetmen: Fyodor Savelyevich KhitrukOstrov / Island

Kuşkusuz depresyon çağımızın hastalığı. Biz zavallı modern şehir insanlarının bunu atlatmak için çeşitli yöntemleri vardır. Kimimiz antidepresanlara gömülürüz, kimimiz hiçbir işe yaramayan terapilere para kaptırır, kimimiz çekip gider, kimimiz alkole, kimimiz yemek yemeye vurur kendisini. Hepimizin işe yaramayan bir unutmaya çalışma yöntemi vardır kendince.

Böyle ağır geçen bir dönemde, bilindik tüm yöntemleri tek tek deneyip başarısız olduktan sonra, kendimce çok da yaratıcılık gerektirmeyen bir yöntem keşfedip, kendimi filmlere vurmuştum. Peş peşe 7-8 hatta bazen daha fazla kayda değer olmayan, önemsiz, basit ve mümkün olduğunca içeriksiz film izleyerek hayattan kopmayı başarabildiğimi keşfettim. 

O kadar çok içeriksiz filmi üst üste günlerce izleyince, bırakın ters giden hayatı bir süreliğine unutmayı, gün içinde izlediğiniz ilk yada ikinci filmin ismini dahi unutuyorsunuz. O denli işe yarıyordu ki, bu konuda sitenin "Listeler" bölümüne "Depresyonda izlenecek 100 İçeriksiz Film" şeklinde bir liste yapmayı bile düşündüm.

Şaka bir yana, bu aralar Google'da "doğa temalı filmler" yada "ada filmleri" gibi saçma sapan anahtar kelimeler aratıp aratıp içeriksiz filmlerimin içine bunları da eklemeye çalışmaktayım. Doğada geçen filmlerle biraz içinde bulunduğum ortamdan sıyrılmak yada şöyle en ıssızından bir adaya düşüp tüm insanlardan kurtulmak ihtiyacı karşı koyulmaz bir hal almış durumda.

Çocukluğumdan beri ıssız adaya düşüp kurtulmaya çalışma hikayelerine bayılmışımdır.Ancak hiç anlayamadığım şey kazazedelerin kimsenin yaşamadığı bu muhteşem adalardan neden kurtulmaya çalıştıkları olmuştur. Hayatını asosyal geçiren bir adam olarak daha o zamandan kendimi belli ediyormuşum sanırım :)


Üstelik böyle hisseden yalnızca ben değilmişim.
Tamamen ada filmleri temalı ve sloganı "Dünyanın en güçlü insanı en fazla yalnız kalabilendir" olan bir site keşfettiğimde konuyla alakalı yalnız olmadığımı anlayarak epeyce şaşırdım. 

İnsanlar adaları severler, tatillerini geçirmek, rahatlamak ve dinlenmek için tercih ederler. Aslında insanların bir adada iyi hissetmelerinin temelinde, ilkel atalarından miras kalan bir genin de etkisi olduğu söylenir.Teoriye göre dört tarafı suyla çevrili bir adada iyi hissetmemizin nedeni, her yönden gelebilecek saldırılara açık geniş bir karasal alanda olduğumuzdan çok daha güvende olduğumuz hissidir.

İlkel atalarımızın vahşi hayvanlardan ve belkide düşman kabilelerden korunmak açısından rahat hissettiği için sevdiği adaları vahşi kapitalizmin pençesindeki biz zavallı çağdaş insanların sevmemesi zaten düşünülemezdi sanırım (bizim etrafımızın çok daha fazla tehlikeyle dolu olduğu düşünülürse..)

Atalarımızdan kalan "Güvende Hissetme Güdümüz" nedeniyle sevdiğimiz adalardan ne yazık ki keşfedilmemiş ve kapitalizmin ulaşamadığı bir teki bile kalmamışken sözü şöyle bağlayayım;
bu depresyon, içeriksiz filmler ve ada ile ilgili tuhaf, deli zırvası, saçma sapan yazının üzerine sizlere bir kısa film tanımak isterim;
"Issız bir adaya düşmekten daha kötüsü kapitalizmin sizi ordada bulmasıdır" temalı 1973 yapımı, 1974 Cannes Film Festivali en iyi kısa film ödülü sahibi, Cracow’da ise Altın Ejder’e layık görülmüş Ostrov / Island. 

Yönetmen Fyodor Savelyevich Khitruk depresyonlarımızın asıl kaynağı, bizlere dört bir yandan saldıran kapitalizmi, ıssız ada tasviri kullanarak anlatıyor.

Yazı: overuyuz


Ostrov / Island.


 



Frankenweenie

Yönetmen: Tim Burton
Senaryo: John August, Tim Burton
Yapım: ABD
Yıl: 2012
 Tür: Animasyon , Komedi , Korku , Dram
Seslendirme:

Charlie Tahan, Winona Ryder, Martin Landau, Martin Short
IMDb: 7.0/10



"Bir Tim Burton filmi inceleyeceğiz" dediğim zaman yazının içinde en çok kullanılacak kelimeleri kolayca tahmin edersiniz; Karanlık, Gotik, Tuhaf, Garip, Etkileyici, Çarpıcı, Sanatsal... 

Frankenweenie filmini tanıtmaya favori kelimelerimizin üçüncüsü olan "Tuhaf" ile başlıyoruz. Bu güne kadar izlediğiniz en Tuhaf Frankenstein temalı filmi izleyeceğiniz konusunda sizlere garanti veriyorum.

Tim Burton Filmin Karakter Modelleriyle (2011)

Aslına bakarsanız Tim Burton dendiğinde aklımıza gelmesi gereken bir kelime de "Stop-motion"dır. Model animasyon tekniğinin dünyadaki en önde gelen ismi olan Burton, bana kalırsa bu tekniğe modern sinema için hayat veren isimdirde. Burton'ın karanlık sanatsal bakış açısı ile stop-motion tekniği birleştiğinde adeta gotik bir masal ortamı ekranı sarar.


Tim Burton karakterlerinin insani yönlerini asla kaybetmeyen fakat aslında hiç de gerçekci gözükmeyen abartılı yapısı ve atmosferin normal dışılığına rağmen seyircinin adaptasyonu, anlatım dilinin masalsılığındandır.

Frankenweenie filminde ise Burton'ın çokca kullandığı gotik-masalsı dil pek kulanılmamış olsa da karanlık bakış açısı ve garip sinemasal yaklaşımıyla sonuç her zaman ki gibi tuhaf ve başarılı olmuş.


Burton 1984 yılında çektiği ve Barret Oliver, Daniel Stern ve Shelley Duvall gibi isimlerin rol aldığı aynı isimli kısa filmi, 2012 yılında stop motion animasyon tekniğiyle tekrar karşımıza çıkarıyor.


Filmde çok sevdiği köpeğini ani bir olay sonucu kaybeden bir çocuğun onu tekrar hayata döndürme hikayesi ve bu çabası sırasında yaşadığı küçük kasabada olan bazı olaylar anlatılıyor. Victor isimli başkahramanımız bu pek de realistik olmayan isteğini gerçekleştirip hayata dönen köpeğini diğer insanlardan saklamaya çabalarken, aslında bütün kasabayı karıştıracak bir iş başardığının henüz farkında değildir...


Fikir babası, yönetmeni ve yapımcısı Tim Burton olan projenin senaryosu ise John August'a ait. Siyah-beyaz ve 3 boyutlu olarak çekilen filmin orijinal seslendirme kadrosunda Winona Ryder, Martin Short, Catherine O’Hara, Martin Landau, Charlie Tahan gibi isimler yer alıyor.

Animasyon türünde yaptığım nadir tavsiyelerden biri olan film, Tim Burton'ın kanaat notunu da göz önünde bulundurursak, IMDb'den 7.0/10 gibi yüksek bir puan almış, izlenmeye değer bir stop motion yapım..

FRAGMAN



Frankenweenie 
(Türkçe Dublaj Tek Parça Full izle)

 

Despicable Me , Çılgın Hırsız

Çılgın Hırsız
Yönetmeni: Pierre Coffin, Chris Renaud
Türü: Animasyon
IMDB Puanı: 7.6
Yapım Yılı: 2010
Ülke: ABD
Yayınlanan Tarih: 3 Eylül 2010
Senaryo yazarı: Cinco Paul, Ken Daurio, Sergio Pablos
Seslendirenler: Steve Carell, Jason Segel, Russell Brand, Julie Andrews, Will Arnett, Kristen Wiig, Miranda Cosgrove, Dana Gaier, Elsie Kate Fisher, Pierre Coffin, Chris Renaud, Jemaine Clement, Jack McBrayer, Danny McBride, Mindy Kaling, Rob Huebel, Ken Daurio, Ken Jeong, Charles

 
   Ciddi bir dvd kolleksiyonu sahibi, orta yaşlı bir adam olarak itiraf etmekte zorlansam da, cizgi filmleri oldum olası sevmişimdir. Sinemaya gidip, çoluğun çocuğun arasında IncrediblesHappy Feet, Ice Age ve daha bir çok benzerini izleyen, rastalı ve dövmeli bir adam hayal edin. Çok normal sayılmaz :)

   Baba olduğum zaman, oğlumun bir an önce büyümesini istemiştim; birlikte bol bol animasyon izleyecektik ve bir daha asla yalnız playstation oynamak zorunda kalmayacaktım. Ama hayat ne yazık ki pek de insanın düşündüğü gibi ilerlemiyor. Bizimki ayaklanır ayaklanmaz ilk işi dvd kolleksiyonuma saldırmak, ikinci işi de playstation'ı hacamat etmek oldu.  
   Biraz daha büyüyüp de çizgi film izleme yaşına geldiğinde ise, tv'deki hiç anlayamadığım, sıkıcı çizgi dizilere öyle bir kitlendi ki; salonumuz ve canımız ciğerimiz dev ekran tv'miz artık onundu. Kerata, bu çizgi film olayını öyle bir boyuta getirdi ki Caillou denilen yaratığı gördüğüm yerde bacaklarından vurabilirim :) (güldüğüme bakmayın, bu konuda ciddiyim)


   
   Çoluk cocuğa karışınca, biraz hayatın yüklediği sorumluluklar, biraz yeni jenarasyon şeyleri anlayamamak (yaşlanmak), biraz da ben merkezci hayattan o merkezci hayata geçme zorunluluğumuz mudur bilinmez, bir bakıyorsunuz ki çocuksu bütün yönleriniz yok oluvermiş. Daha bir kaç sene önce, kucağında patlamış mısırın, çoluk çocuk arasında animasyon izleyen biriyken, bir bakıyorsun ki kendi çocuğunla filme gitmek, yapman gereken zorunlu bir iş haline gelmiş. Rastalıyken, filmin heycanından olsa gerek, sinema solonuna çocuklarıyla gelmiş yüzü asık babaları fark etmemişim bile.



   Her neyse lafı uzatmayayım. Bu olanları fark ettiğimden beri sırf  "yaşlanmamak için" animasyon izlemeye gayret ediyorum ama nafile. Çizgi filmler benim için karmaşık, bazen çok gürültülü, hatta fazla hızlı ve iticiler. Oğlumla yatakta bir animasyon ayarlayıp çizgi film keyfi yaptığımızda bana soruyor, "baba gördün mü?" , "baba kötü adam bu mu?" , "baba izliyor musun?", cevabım hep "evet" olsa da, aslında yalan söylüyorum. O filmin keyfini çıkarırken, ben aslında onunla birlikte olmanın keyfini sürüyorum.



   Geçenlerde, baba oğul çizgi film keyif saatlerimizden birinde, benim de kaptırıp izlediğim bir film oldu. Despicable Me dünyanın uydusu Ay'ı çalmak isteyen kötü bir hırsızla ilgiliydi. Bir sürü tuhaf, sevimli yaratıktan oluşan ordusuyla, çeşitli hırsızlıklar yaparak, kötü olmaya çalışan, iyi bir adamın, hayatına üç yetim kız girince olayların seyri değişiyor. 


   Film babaların da dayanabileceği boyutta, izlenebilir, sevimli espirilerle dolu bir film. Saçma sapan yaratıklar, kol saatindeki düğmeye basınca, kuantumik boyutlarda değişen veletler falan yok.

   Genel olarak ailece izlenip, bol bol abur-cubur tüketilecek ve eğlenilebilecek güzel bir film. Bu filmin ikincisinin, Türkiye'de 11 Ekim 2013 tarihinde vizyonda olacağının haberini de verelim. İzlemek isteyecen rastalı arkadaşlaraysa, söyleyecek hiçbir lafım yok :) Benim puanım 6.2 ancak yukarıda yazdıklarımdan sonra siz beni biliyorsunuz  :) 

Sözlerimi bir klişe ile bitireyim; İçinizdeki çocuğa sahip çıkın...

Yazı: OvErUyUz
Edit: theOz



FRAGMAN I


FRAGMAN II


 11 Ekim 2013 vizyona girecek Despicable Me II




Despicable Me , Çılgın Hırsız
(Türkçe Dublaj Full İzle)





 

Mary ve Max , Mary et Max

IMDB.Com Puanı – 8.2/10
Yapım Yılı – Ülke – 2009 – ABD
Gösterim Tarihi – 9 Nisan 2009
Tür – Animasyon, Dram, Komedi
Yönetmen: Adam Elliot
Senaryo: Adam Elliot
Süre – 92 Dakika

   Alkolik bir anne ve ilgisiz bir babanın kızı olan 8 yaşındaki Mary ile, yakalandığı asperger sendromu nedeniyle dış dünyayla ilişkisini kesen 44 yaşındaki Max’ın mektupla başlayan ve süregelen dostluklarını konu alan bir animasyon izleyeceğiz.

  
   Asperger sendromu hastası Max, sosyal etkileşimde zorluklar ve sınırlamalarla yaşayan, otistikvari rutinler içerisinde bir hayat süren 44 yaşında bir obezite hastasıdır. 8 yaşındaki Mary hayattan bezmiş halde yaşayan ailesine rağmen hayata dair bir çok sorusu olan farklı bir çocuktur. Bu iki yalnız kişiliği birbirine çarptıran yönetmen ve senaryo yazarı Adam Elliot oldukça iyi bir iş cıkarmış.


   Adeta bir ömrü birlikte geçiren bu ikiliyi filmdeki yumuşak anlatım ve dış sesinde etkisiyle masal dinler gibi izledim.Her zaman olduğu gibi puanım Imdb ile uyuşmuyor. Toplum dışı karekterleri izlemeyi sevdiğim düşünüldüğünde, animasyon kategorisi için oldukca yüksek 7.0/10 oluyor. 


FRAGMAN



Mary ve Max , Mary et Max
(Türkçe Dublaj Tek Part Full İzle)







 

Persepolis

 
Yıl: 2007
Ülke: Fransa
Yönetmen:
 Marjane Satrapi ve Vincent Paronnaud
 Senarist: Marjane Satrapi
Tür: Amimasyon
IMDb: 7.9/10

Film, İran İslam Devrimiyle değişen hayatları, yaşıtlarına göre erken serpilmiş ve açık sözlü bir kız olan dokuz yaşındaki Marjane’nin gözünden anlatmaktadır. Filmde Şah'ın devrilmesine destek verilmesinin ardından, radikal İslamcı kesimin politik gücü elde etmesiyle beraber kişisel hakların daraltılması, kadınlara kara çarşaf giyme zorunluluğu, muhaliflerin susuturulması ve birçok kadının hapsedilmesi gibi olaylar işlenmektedir.


Tahran'da ailesiyle birlite yaşayan Merjane, işlek zekası ve korku tanımayan yüreği ile punk müzik, ABBA ve Iron Maiden'i keşfeden küçük bir kızdır. Bir muhalif olan amcasının trajik intiharına tanıklık eder. İran-Irak Savaşı yüzünden Tahran’ın çevresine bombalar düşerken, bu savaş onun günlük hayatının içine işler.


Büyüme çağındaki Marjane’nin cüretkârlığı ailesini endişeye düşürür. 14 yaşına geldiğinde, ailesi zor bir karar vererek onu Avusturya’ya özel bir okula gönderir. Avusturya’da savunmasız ve yalnızdır, bu onun için dayanıklılık testidir. Marjane’nin orada okurken düzeysiz aşk deneyimleri de olur, fakat liseden sonra kendini yalnız ve vatan hasreti çekerken bulur.


Marjane, İran’a dönerek ailesine yakın olmaya karar verir. Bu zorlu dönemde sanat okuluna girer ve ardından evlenir. Bir zaman sonra onun açık söylemi, iki yüzlülüklere karşı devam eder. 24 yaşına geldiğinde, İran’da daha fazla yaşayamayacağını anlar. Üzücü bir karar vererek memleketinden ayrılır ve Fransa’ya yerleşmeye karar verir. Acı geçmişi zihnine asla silinmeyecek bir şekilde kazınmıştır ama geleceğinden de umutludur.


Film 2007 yılında Cannes Film Festivali'nde Jüri Ödülü'nü almıştır. Konuşmalarda Marjane Satrapi, bu ödülün evrensel olmasına karşın ben bu ödülü İran halkına adıyorum demiştir. Film ayrıca Akademi Ödülleri'nde En İyi Animasyon Film dalında aday olmuş fakat kaybetmiştir.

Kaynak ve Alıntı: sinemalar.com

FRAGMAN


Persepolis
(Türkçe Dublaj Tek Parça Full izle)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...